6/3/2009 · Kategori: IMAN DERSLERI

Namaz-1

 

    Sırların hazinesi olan BİSMİLLAH ile başlarım. Onun ile o hazineyi keşfederim. Ardından, Mahlukatın en hayırlısı, dalalet ve yanlışlıkların ortadan kaldırıcısı, HZ. MUHAMMED’E (S.A.V) salat ve selam getiririm.

 

   ALLAHIM!.. KÂİNATIN SAHİBİ SENSİN.. ONA HAYAT VERENSİN… ONU AYAKTA TUTANSIN... HAK ve GERÇEKSİN... APAÇIKSIN... SENDEN BAŞKA İLAH, MA’BUD OLAMAZ...

 

  SEN BENİM RABBİMSİN.. BENİ ŞEKİLLENDİRİP YARATTIN. B E N   İ S E   S A N A   K U L U M …  GÜCÜM YETTİĞİ SURETÇE SANA VERDİĞİM SÖZ ve SENDEN ALDIĞIM VAAD ÜZERE KALACAĞIM…

 

“SONSUZ NİMETLERE MUKABİL, EN MÜKEMMEL TEŞEKKÜR : “NAMAZ”

 

  Kâinatı insanın emrine ve istifade veren, onun bütün duygularını doyuracak nimetleri ikram eden Alemlerin Rabbine TEŞEKKÜR edilmesinin mantıkî gerekliliği tartışılmaz. Ve bu Külli teşekkürün de NAMAZ ile olabileceğini, Ezeli Rehberimiz olan Kur’an-ı Kerim bizlere ders vermiştir.

 

 "Şüphesiz ki namaz, mü'minler üzerine belli vakitler için farz olarak yazılmıştır." (Nisâ Sûresi, 103)  

 

  Yirmi Birinci Söz Risalesinde, Namazın mahiyeti ve gerekliliği çok güzel bir surette işlenmiş.. Biz de dersimizde, bu risaleden istifade etmeye çalışacağız..

 

  Bazen nefis, “şeytandan aldığı ders ile” insana şöyle bir vesvese verir: "NAMAZ  İYİDİR. FAKAT HERGÜN HERGÜN BEŞER DEFA KILMAK ÇOKTUR. BİTMEDİĞİNDEN USANÇ VERİYOR."

 

  Çoğumuz, benzer vesvese ile mücadele etmişizdir alemimizde.. İşte gelecek harika BEŞ İKAZ, bir İLAÇ HÜKMÜNDE olup, düzenli olarak kullanıldığında, bu yaramızı tedavi edip, vesveseden kurtulmak için yeterli olacaktır inşaallah..

 

 

   SÖZLER Risalesinin Birinci Söz’ünün, en birinci hitabı : “BİL EY NEFSİM”dir..  

Kendini ıslah edemeyen, başkasını da ıslah edemez.. Bu hakikat doğrultusunda Risale-i Nur Eserlerinin bir çok yerinde olduğu gibi, bu risalede de ikazlar hep NEFSE…

 

  BİRİNCİ İKAZ:  Ey bedbaht nefsim! ACABA ÖMRÜN EBEDİ MİDİR? HİÇ KAT'İ SENEDİN VAR MI Kİ, GELECEK SENEYE, BELKİ YARINA KALACAKSIN?

 

Girişte demişti : “HERGÜN HERGÜN BEŞ DEFA KILMAK ÇOKTUR, BİTMEDİĞİNDEN USANÇ VERİYOR..”

 

İşte, SENİ USANDIRAN, KENDİNİ HİÇ ÖLMEYECEKMİŞSİN GİBİ düşünmektir.. Keyif için, EBEDİ DÜNYADA KALACAK GİBİ NAZLANIYORSUN!!!  Eğer anlasaydın ki; ÖMRÜN AZDIR, HEM FAYDASIZ GİDİYOR.. Elbette onun yirmidörtten birisini "HAKİKİ BİR EBEDİ HAYATIN SAADETİNE" sebep olacak,  NAMAZ GİBİ; BİR GÜZEL ve HOŞ ve RAHAT ve RAHMET BİR HİZMETE KULLANMAK, usanmak şöyle dursun, belki ciddi bir iştiyak ve hoş bir zevki tahrike sebep olur.

 

   BİR TEK SAAT, beş vakit namaza abdestle birlikte kâfi gelir. Birer dakikadan 40 rekat, 40 dakika.. ikişer dakika abdest, ikişer dakika tesbihat ile TOPLAM BİR SAAT..

 

   Şimdi düşünelim:

 

   Acaba, YİRMİÜÇ SAATİNİ ŞU KISACIK DÜNYA HAYATINA SARFEDEN ve O UZUN EBEDİ HAYATINA "BİR TEK SAATİNİ" SARF ETMEYEN, NE KADAR ZARAR EDER, NE KADAR NEFSİNE ZULMEDER ve NE KADAR "AKLIN ZITTINA" HAREKET EDER!!!

 

  “50-60 senelik bir hayat” ile “EBEDİ BİR HAYAT” birbiri ile kıyaslayalım.. Sonra  “1 saat” ve “23 saat” iki zaman dilimi, bunlardan hangilerine kullanmamız gerektiğini hesap edelim.. Doğru mantık ile, kısacık dünya hayatına “1 SAATİ”.. Ebedi hayata ise “23 SAATİ” kullanmak gerekmez miydi?.. Ama öyle olmamış.. Rabbimiz bizden, yine kendimiz için sadece “BİR SAATİ” istiyor, “NAMAZLARINIZI KILIN” emrediyor... Geri kalan 23 saati de “haram olmamak şartı ile” dilediğiniz gibi kullanın.. Neticesinde de EBEDİ SAADET…  Var mı başka, BÖYLE KARLI TİCARET?

 

   “Halbuki NAMAZDA RUHUN ve KALBİN ve AKLIN BÜYÜK BİR RAHATI VARDIR..

Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir.” Herkes bunu kendi aleminde yaşar.. Bulduğu huzuru anlatmak için KELİMELER YETMEZ BAZEN..

 

  Hem NAMAZ KILANIN DİĞER MÜBAH DÜNYEVİ İŞLERİ,  yani dince günah veya sevap kapsamında olmayan; uyku, yemek vs gibi işleri de  "güzel bir niyetle"  İBADET HÜKMÜNÜ alır.

 

   Yani bir nevi MAYA hükmünde NAMAZ… Diyelim ki bir kazan sütümüz var.. O bir kazan süte BİR MİKTAR YOĞURT MAYASI katmakla, nasıl ki BİR KAZAN YOĞURDA sahip oluyoruz. Aynen onun gibi de, BEŞ VAKİT NAMAZ, ÖMRÜMÜZE “MAYA” HÜKMÜNE GEÇİYOR.. Bu surette bütün ÖMÜR SERMAYEMİZİ âhirete mal edip,  FANİ ÖMRÜMÜZÜ, BİR CİHETTE BÂKÎLEŞTİREBİLİYORUZ..   Böyle bir fırsat verilmiş oluyor bize NAMAZ ile..

 

   Nefsi ile çetin bir mücadeleye giren bir genç kendince hesap yapıyor... "20 yaşındayım" diyor… “Standartlara göre 60 sene yaşasam; Ohhoo daha var 40 SENE!”

 

   40 sene x 365 gün: 14.600 gün eder.. o da; 14.600 gün x 5 vakit : 73.000 vakit... “Oooo KIL KIL BİTMEZ” diyor. 

 

   Öyle mi dersiniz… Yani HESAP, BU GENCİN YAPTIĞI GİBİ Mİ ACABA???

 

     YARINA ÇIKMAYA GARANTİSİ OLMAYAN BİR İNSANIN, kalkıp da önündeki “40 SENE” için, “KENDİSİNİ ÜMİTSİZLİĞE ATACAK” böyle bir hesap yapması ne kadar anlamsız değil mi?

 

   Hem biz, NAMAZ konusunda, sadece İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ VAKİTTEN sorumluyuz değil mi?.. Ne demek bu?..  Mesela öğle namazımızı kıldık diyelim.. İKİNDİ VAKTİ GİRENE KADAR BİZE "İKİNDİ NAMAZI FARZ DEĞİL" O vakit girince onu da kıldık mı, ÜZERİMİZDE FARZ NAMAZ KALMIYOR..  Dolayısıyla, HENÜZ ÜZERİMİZE FARZ OLMAYAN NAMAZLARIN HESABINI YAPMAYA HİÇ GEREK YOK YANİ..

 

Bakınız, Bediüzzaman bu hakikati nasıl açıklıyor..

 

Elhasıl: Ey nefis! Bil ki, DÜNKÜ GÜN SENİN ELİNDEN ÇIKTI.. YARIN İSE, SENİN ELİNDE SENET YOK Kİ ONA MALİKSİN (Sahip olasın).  Öyleyse, HAKİKİ ÖMRÜNÜ, "BULUNDUĞUN GÜN BİL".. EN AZ GÜNÜN BİR SAATİNİ, İHTİYAT AKÇESİ gibi, "HAKİKİ BİR GELECEK" için "AHİRET KUMBARASI" olan bir "MESCİDE veya bir SECCADEYE AT!!

 

   AHİRET KUMBARASI… Ne güzel tabir.. Öyleyse, EN ÇOK İHTİYACIMIZ OLACAK YERLERDE (Kabirde, mizanda, sırat köprüsünde..) KULLANMAK İÇİN, demek ki bu dünyada, KUMBARAYA BİRŞEYLER ATMAK GEREKİYOR..

 

   Bir diğer müthiş hakikat ise, yukarıdaki örneğimizde, hesap yapan 20 YAŞINDAKİ o genç, 60 yıl da yaşasa, 21 yıl da yaşasa, ONU BEKLEYEN HAKİKİ BİR İSTİKBAL VAR.. O DA “AHİRET”

 

   Öyleyse, kısacık “DÜNYEVİ GELECEKLERİ” için Ebedi ve Mutlak bir gelecek olan AHİRETLERİNİ ihmal edenlerin, durup bir kez daha düşünmesi gerekmez mi?..

 

   Bu “GEÇİÇİ HAYAT” için “EN MÜKEMMELİ” talep uğrunda; AHİRET HAYATINA KARŞI “KAYITSIZ” BULUNMAK NE KADAR AKILLILIK?..  soralım AKILLARIMIZA!!!

 

   "Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." (Bakara Sûresi, 2:32.)

 

( Dersimize “NAMAZ-2” başlığı altında devam edeceğiz inşallah..)

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!